Gaziantep Aile Hekimliği Derneği GAHD
Aile Hekimliği Ücret Yönetmeliği
Gruplandırma İşlemleri
Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği
TSM Yönetmeliği Yayınlandı
GAHD Değerlendirme Raporu PDF Print E-mail

GAHD Değerlendirme Raporu GAHD Başkanı Dr. G.Serdar TOLAY, Aile hekimliği uygulaması değerlendirme raporu ve çözüm önerilerini içeren raporu paylaştı.

 

 

AİLE HEKİMLİĞİ UYGULAMASI HAKKINDA

AİLE HEKİMLERİ VE AİLE SAĞLIĞI ELEMANLARININ

DEĞERLENDİRME RAPORU

(YAPTIKLARI TESPİTLER-YAŞADIKLARI SORUNLAR-ÇÖZÜM ÖNERİLERİ)

 

1-                  Özlük Haklarında Düzenleme ve İyileştirmenin Yapılamamış Olması:

En başta gelen sorun, özlük haklarında bir düzenlemenin ve iyileştirmenin hala yapılamamış olmasıdır. Alınan ücretlerden emekliliğe yansıyan miktar, maalesef yeterli ve iyi durumda değildir. Aylık olarak aldıkları bedelin isminin dahi, “maaş mı, hak ediş mi, aylık gelir mi, performansa dayalı kazanç mı?” gibi tanımlamalarla geçiştirilmekte ve hala belirlenemediği görülmektedir.

 

2-                  Statü Belirsizliği:

Diğer bir başta gelen sorun, statü sorunudur. Maalesef ülkemizdeki aile hekimliği uygulamalarında en temel sorun budur. 657 sayılı yasaya mı bağlı, özel mi belli değildir. Yeri geldiğinde 657 sayılı yasaya bağlı, başka zaman özel olarak değerlendirilmektedir. Fakat bu durum, aile hekimliği uygulayıcılarının “yeri geldiği”  zamanlar hep aleyhine olarak işlemiştir. Kısaca aile hekimliği uygulayıcıları, zamanın bürokratının dediği gibi “devekuşu” olmak istememektedirler. Ama uygulayıcılar tam olarak karar da verememişler ve ne istediklerini hala belirleyememişlerdir. Aslında biraz da sorun ve çözümün zorluğu burada yatmaktadır.

Aile Hekimliği uygulaması toplum, diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca özel işletme gibi algılanmaktadır. Aile hekimliği uygulayıcılarının görev tanımlarının toplum ile diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından yanlış algılanması statüleri hakkında fikir birliğine varılmadığını göstermektedir. Bu konunun iyi irdelenmesi ve sahaya anlatılması gerekmektedir.

 

3-                  Motivasyon Kaybı ve Gelecek Kaygısı:

Başlarken zaten topal olarak başlayan aile hekimliği uygulaması, ülke geneline yaygınlaştığı esnada sağlık teşkilatının da yeni yasaya göre yeniden yapılanması ve merkez ve taşra teşkilatlarının tam anlamıyla oturmaması nedeniyle sağlam olan diğer ayağında sakatlanıp kötürüm olmasına yol açmıştır. Özellikle taşra teşkilatlarındaki idari yapılanmada aile hekimliğine geçmeyi tercih etmemiş, belki de aile hekimliğine adeta düşman gibi olmuş olanlar, tıp fakültesinden yeni mezun olmuş deneyimi zayıf olanlar veya deneyimi hiç olmayanlar, uzman olup da mesleki anlamda iş yapamayan veya mesleğinden korkan kişilerin görev alması sorunların büyümesine neden olmuştur. Bu durum, başlangıçta olduğu gibi hala sorunların çözümünü elbette imkansız hale getirmektedir. Taşradaki aile hekimliği uygulayıcıları ilindeki ve merkezdeki bürokrasinin yapılanmasının böyle olduğunu görüp, üstüne üstelik her gün kendi vazifesi olmayan angarya işlerin kendilerine ihale edilmesi nedeniyle motivasyon kaybına uğrayarak gelecek kaygısına düşmüştür. Artık aile hekimliği yapmak yerine aile sağlık ocağı hekimliği yaparak 2. Basamak Sağlık Kuruluşlarının ve HSM ile TSM’nin yapması gereken işleri de yerine getirerek hekimlikte dolgu malzemesi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Aile hekimliği uygulayıcıları Sağlık Teşkilat Yapısındaki algoritmaya uyulmasını, her yapının ve basamağın kendi görev tanımlarını yapmasını ve dünyada uygulanan sağlık normlarına uyulmasını şiddetle talep etmektedirler.

 

 

4-                 Nöbetlerle İlgili Çıkacak Yönetmelik:

Torba yasayla önümüze getirilen nöbetlerle ilgili olarak çıkarılacak yönetmelik içeriği korkulan gibi olur ise çoğu uygulayıcıların aile hekimliğinden ayrılacak olması ülkemizdeki bu modeli bitirecektir.

 

5-                  Sözleşme ve Ücret Yönetmeliği:

Önümüzdeki günlerde çıkması beklenen sözleşme ve ücret yönetmeliğinde yapılması düşünülen katsayılardaki düşüş yine aile hekimliğini bitirme noktasına getirecek unsurlardan biridir. Negatif performans kaldırılmayıp devam etmesi halinde yine aile hekimliği uygulayıcıları bu mesleği yapmaktan artık vazgeçeceklerdir.

 

6-                  Taramalar İçin Pozitif Performans Kandırmacası ve Katsayılarda Düşüş Hazırlığı:

Koruyucu sağlık hizmetlerinde başarılı olmanın övüncüyle beraber pozitif performans adı altında getirilmeye çalışılan ve aile hekimliği uygulayıcılarının sorumluluğunu artıran ve ilerleyen günlerde belki de hukuki olarak sorun olarak karşımıza çıkacak ve yaptırımlara neden olacak tarama ve takip işlemleri, “artık yeter son nokta” denecek durum olarak kabul edilmelidir. Bu pozitif performans kandırmacası aslında beraberinde katsayılardaki düşüşün hazırlığı olarak görülmelidir.

 

7-                 Adli ve Defin Nöbeti:

Adli ve defin nöbetleri aile hekimleri üzerinde yük olmaya devam etmektedir.

 

8-                 Yıllık İzin Kullanılmasındaki “Yerine Birini Bul” Dayatması ya da….:

Hiçbir meslek grubunda olmayan en yasal ve doğal hak olan yıllık izinin kullanılması eğer “yerine birini bulamazsanız” görevlendirme yapılır maaşınızdan kesilir dayatması ne kadar adaletlidir acaba? İzin kullanıldığına kesilen para miktarı çok yüksek iken aynı ASM içinden görevlendirme yapıldığında ödenen miktarın cüz’i olması ve iş yükünün artması söz konusudur. Burada sözü fazla uzatmaya gerek yok sanırım.

 

9-                 Aile Hekimleri ve Aile Sağlığı Elemanları Diğer Bakanlıkların Memuru:

Aile Hekimleri ve Aile Sağlığı Elemanları, maalesef diğer bakanlıkların memuru olarak da çalışmaktalar. Kendi bakanlığının kendilerine sahip çıkmadıklarına inanmaktadırlar. Bugüne dek bakanlığımızla iletişimin az olması aile hekimliği uygulayıcılarını sahada kendilerini yalnız hissetmesine neden olmuştur. Aslında sadece Sağlık Bakanlığınca verilen kendi görev tanımları içerisinde yer alan işleri yapmaktan büyük haz almaktadırlar. Ama diğer bakanlıkların Sağlık Bakanlığı ile ister protokol yapsın ister yapmadan gönderdikleri ve istedikleri görevleri yapma angaryasıyla kendiişlerini yapamaz hale gelmişlerdir. İstenilen sadece bağlı oldukları Sağlık Bakanlığının görevlerini yapmaları ve bunların sadece Sağlık Bakanlığından gelecek yazı ile kendilerine bildirilmesidir.

Ayrıca Aile Hekimlerinin verdikleri sağlık hizmeti nedeniyle hizmeti alan hastadan bir ücret almadıkları için faaliyetlerinin serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceği malumdur. Bu durumda vergi kanunları yönünden Aile Hekimliği yapılan yerin işyeri, hekimin de vergi mükellefi olduğundan bahsedilemez. Verilen hizmetin kamu hizmeti olduğunun diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca kabul edilmesinin sağlanması uygun olacaktır.

Diğer Bakanlıklar ve Kamu Kuruluşlarından gelen istekler doğrudan aile hekimlerine yönlendirilmemeli, istekler THSK ve HSM’ler tarafından değerlendirilmeli, mevzuat ve kanunlara uygun yanıtlanmalıdır.

Yerel mülki amirler bile Aile Hekimliği Uygulamasını bilmemektedirler. Bilindiği üzere, bu yüzden kimi aile hekimleri haksız yere cezalandırılmaktadır.

 

10-         Aile Hekimliği Uygulamasını Toplumun Hala Bilmemesi:

Aile Hekiminin yasal olarak kesin şekilde belirlenen görev ve yetkilerinin topluma gerçekçi bir şekilde iletilmelidir. ASM’lerde TV dizi çekimleri yapılabilir, dizilere danışmanlık hizmeti verilebilir, programlara konuk olarak aile hekimleri katılabilir, film çekimlerinde aile hekimliği uygulayıcıları hekim ve hasta olarak rol alabilir. Film, afiş, broşür projelerine destek verilebilir.

 

11-         Koruyucu Sağlık Hizmetlerindeki Negatif Performans:

Gebe, bebek ve çocuk izlem ve aşılarında negatif performans sayesinde sadece aile hekimliği uygulayıcılarının ciddi cezai yaptırımları olmasına rağmen vatandaşa da sorumluluk yükleyen bir sistem olması gereklidir. Vatandaşın maalesef sorumsuzluğunun cezasını çeken başka bir meslek grubu yoktur.

15-49 Yaş Kadın İzlem ile Lohusa İzleminin her ne kadar performansa dahil edilmediği izlenimi veriliyorsa da ihtar puan cetvelinde yer alan “koruyucu hekimlik uygulamalarında verilen görevleri yerine getirmemek” 20 ihtar puanı ile cezalandırılmaktadır.

Koruyucu Sağlık Hizmetleri uygulamalarında cezalandırma yöntemi yanlış bir yoldur. Örneğin aşıların elde olmayan nedenlerden ötürü zarar görmesi halinde uyarı yapılmadan aile hekimliği uygulayıcılarına ceza puanı veya para cezası verilmesi kabul edilemez olup koruyucu sağlık hizmetleri işleyişinde aksaklıklara neden olmaktadır. Cezalandırma yönteminin iptal edilmesi uygun olacaktır.

Gebelik, bebek ve çocuk aşı ve izlem gibi konularda ilk başvuruyu aile hekimlerine yapmaları ile ilgili sorumluluklarını özendirici ve uyarıcı reklam spotları geliştirilmelidir.

Performans kesintileri elektronik ortamdaki kayıtlar baz alınarak anında işlenmektedir, bu konuda her hangi bir esneklik bulunmamaktadır. Oysa makul açıklaması bulunan kesintilerde aile hekimleri sorunu düzeltmek için uzun süre uğraşabilmektedir.

Bağlı vatandaşlar izlem ve aşılarını aile hekimine yaptırmak istemiyorsa yazılı beyanda bulunmalı ve aile hekimi bundan muaf olmalıdır.

Ayrıca vatandaşlarla iletişime geçmek için telefonla onları aramak gerektiğinde kişisel telefonları kullanmak zorunda kalınması ayrı ve değişik sorunları ortaya çıkarmaktadır.

 

12-         HSM, TSM’nin Aile Hekimleri ve Aile Sağlığı Elemanlarına Görevlerini Yaptırma Dayatması:

HSM, TSM’nin görev ve yetkilerinin net olarak belirlendiği halde her birinin kendiişlerini yapması gerekirken çoğu kez bunları aile hekimliği uygulayıcılarına yaptırmaktalar. Yapmayınca ve itiraz edince aralarında lüzumsuz bir gerginlik oluşmaktadır. (Filyasyon, kuduz şüphesi takibi v.b.)

 

 

13-         HSM ve TSM’de Çalışan Personelin Mevzuat Konusunda Yetersiz Olması ve İllerdeki Farklı Uygulamalar:

HSM ve TSM’ler Sağlık Bakanlığının mevzuatları farklı yorumladığı için her ilde farklı ve keyfi uygulamalar olmaktadır. Dolayısıyla HSM ve TSM’ler doğru mevzuat uygulamaları hakkında Bakanlıkça uyarılmalı ve mevzuatların saha uygulamalarına yönelik rehberler oluşturulmalıdır. HSM ve TSM’de çalışan personelin mevzuat konusunda iyi eğitim alması ve sertifikasyonlarının gerçekleştirilmesi gerekir.

İllerin farklı yorumuna neden olmaması için mevzuat net ifadelerle çıkartılmalıdır. Bu yönetmeliklerin nasıl yürütüldüğü denetlenmelidir. 

Bir ilden talep edilen ve Aile Hekimliğini ilgilendiren konularda tüm illere yazı gönderilmelidir.

Sahadan eksik ve yanlış bilgi toplanıldığı ve yönetmelikler çıkartılırken bu durumun göz önüne alınmadığı görülmektedir. Sahadan en gerçekçi bilgiler, aile hekimliği uygulayıcılarınca yaşanarak tecrübe edilmektedir.

Sahadaki kötü uygulamalar örnek alınarak, çıkartılan yönetmeliklerle ve sınıflama gibi uygulamalarla iyi uygulayan aile hekimleri de cezalandırılmış olmaktadır. İyi kötüyü yenmelidir. İyi uygulayan aile hekimliği uygulayıcıları örnek gösterilmelidir. En iyi uygulayanlar ödüllendirilmelidir.

HSM ve TSM’lerden denetlemeye gelen personelin aile hekimlerinin meslektaşları olduğunu bilmeleri gerekir ve ayrıca aile hekimliği uygulamasında hep birlikte çalıştıkları hatırlatılması ve bu bilincin kazandırılması gerekir. (Örneğin içerde hasta varken girip kendilerini de tanıtmadan denetlemeye başlamaları uygun değildir.)

HSM tarafından yapılan toplantılarda ne not alınmakta, ne de sorunlara yönelik çözümler önerilmektedir.

 

14-         HSM ve TSM’lerin Aylık Çalışma Formlarını İstemeye Devam etmekteler:

THSK ve HSM arasındaki iletişim eksiklikleri yüzünden aile hekimliği uygulayıcıları olumsuz etkilenmektedir. Örneğin: AHBS ye girilen veriler Karar Destek Sistemi’nden alınması gerekirken, Sağlık Bakanlığın genelgesine rağmen hala aylık çalışma formları talep edilmekte ve savunmalar istenmektedir. Tek nüshası bırakılmadan, hakkında tutanak tutulan kişiye tebliğ etmeden ve imzalatmadan tutanaklar usulsüzce hazırlanmakta, gönderilen savunmalarda bizzat giderek ifade vermeye çağrılmaktadır.

 

15-         HSM ve TSM’lerin Denetimlerde Usulsüz Denetim Formu Kullanmaları:

HSM ve TSM’ler ASM ve AHB’leri denetime gittiklerinde mevzuatla belirlenmiş denetim formları dışında kendilerinin uydurdukları formlarla işlem yapmaları iş bilmez olduklarını ortaya koymaktadır.

Ayrıca aynı ASM’ye haftada 3-4 kez gidilerek mobinge varan denetimler söz konusudur. İtiraz edildiğinde ya mobingi inkar etmekteler veya sosyal medyada açıklayınca bazı idarecilerin karşılığında hakarete varan cevapları mevcuttur.

Vatandaşların sözlü ifadeleri neticesi aile hekimliği uygulayıcıları suçlu sayılırken verilen sözlü ifadeler kabul görmemekte hatta ulaşım olanakları düşünülmeden iki ve daha fazla kez yazılı ifadeye çağrılmaktadır.

Hatta ne hikmetse İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri dahi ASM’lere denetime çıkmakta işgüzarlıktan başka ne amaçladıkları hala belli değildir.

 

 

16-         ASM’lere Aşı Transferini Aile Hekimleri Yapmaktadır:

TSM’ler ASM’lere aşı naklini sadece ayda bir kez talep edildiğinde yapmaktadır. Diğer günler aşı sorumlusu Aile Hekimi, bizzat giderek aşı transferini gerçekleştirmek zorunda kalmaktadır. Hem vatandaşın aşı yönünden mağdur edilmemesini düşündüğünden aşı transferine gitmekte hem de gittiği zaman kendisi için gelen vatandaş hekimini bulamayınca mağdur olmaktadır. Ayda sadece bir kez aşı transferinin yapılmasının gerekçesini araç sıkıntısına bağlasalar da birden fazla ASM’nin aynı anda denetlenmesine ayrı ayrı araç bulmaları ise manidar olsa gerek.

 

17-         Sağlık Raporlarında Standardizasyon Sağlanamamış Olması:

Aile Hekimliği uygulamasında çeşitliliği gittikçe artmakta olan sağlık raporları ile ilgili bakanlığımız diğer bakanlıklarla koordinasyon kurarak raporların listesini, formatını standart hale getirip uygulama birliğine sokmalıdır.

Aile Hekimleri bazı sağlık raporlarını (ehliyet, av tüfeği ve silah taşıma ruhsatı almak için verilen sağlık raporu, lisanslı sporcu sağlık raporu ve benzeri gibi.) verirken yürürlükteki düzenlemelerin yetersiz kalmasından ve Aile Hekimlerinin farklı uygulamalar yapmasından vatandaşla arasında sorunlar yaşanmaktadır.

Aile Hekimlerinden rapor talep edenlerde aranacak özelliklerin anlaşılır mahiyette, vatandaşlar tarafından da kabul edilen nitelikte ve standardize edilerek belirlenmesi uygun olacaktır. Böylece tüm ülke çapında konu ile ilgili uygulama birliği sağlanacaktır.

 

18-         Ankara’nın Basına Karşı Pasif Kalması:

Sağlık Bakanlığı basındaki aile hekimliğiyle ilgili haberleri ve bilgilendirmeleri takip etmeli ve gereğinde yanlış haberlere anında müdahale etmelidir.

 

19-         Cari Ödeneklerin Artık Yetersiz Kalması:

Aile Hekimleri, Aile Sağlığı Merkezi giderlerini karşılamakta yürürlükteki cari gider ödenek miktarının yetersiz kalmasından dolayı güçlük çekmektedirler.

ASM’nin işletme maliyetini belirleyen unsurlar çok çeşitlidir. Temel giderler;

1-            Kira,

2-            Kira Stopajı,

3-            İklimlendirme,

4-            İşçi Ücretleri,

5-            Elektrik, Su, Telefon, İnternet Giderleri,

6-            Tıbbi Sarf Malzemesi ve İlaç Giderleri,

7-            Temizlik Malzemesi Gideri,

8-            Kırtasiye Giderleri,

9-            AHBS Yazılım Ücreti,

10-         Tıbbi Atık Sözleşme Bedeli,

11-         Jeneratör Bakımı ve Yakıt Gideri,

12-         Muhasebe Ücreti,

13-         Bakım ve Onarım İşleri,

14-         Aile Hekimini ZMSS Bedeli ve ASM’nin Sigorta Bedeli

Aile Hekimine ödenen cari gider ödeneğine ek olarak, her Aile Sağlığı Merkezine ortak giderleri karşılamak için ayrı bir Aile Sağlığı Merkezi ortak alan cari gider ödeneği adı altında bir ödenek belirlenmelidir. Belirlenen bu miktar her ay her Aile Hekiminin hak edişine eklenmelidir. Böylece verilen hizmetin kalitesi artmakla beraber Aile Hekimleri giderlerini karşılamakta zorluk yaşamayacaktır.

20-         ASM Kiralarındaki Tutarsızlık ve Ülkede Birlikteliğin Olmaması:

Aile Sağlığı Merkezlerinin kira bedellerindeki yüksek fiyat uygulaması ve aksaklıklar söz konusudur. Ülkede belli bir standarda kavuşturulmuş uygulama metodu yoktur. Her il ve her kurum farklı uygulamalar yapmaktadır. Ayrıca olan sanal ASM’lere daha fazla olmaktadır. İl içinde bile aile sağlığı merkezlerinin birbirleri arasındaki kira bedellerinde dengesizlikler söz konusudur.

 

21-         Sanal ASM’lerin Planlanmadan Açılması:

Sanal ASM’ ler aile hekimliği uygulamasına tehdit oluşturmaktadır. 0 (sıfır) nüfuslu sanal ASM açılmasına bir an önce son verilmelidir. THSK’nın HSM’lere uyguladığı ASM başına düşen nüfus oranını 3500 altı olma performans kriterini gerçekleştirmek için uygunsuz yerlere, planlama yapmadan, alelacele 0 (sıfır) nüfuslu ASM’ler açılmakta ve yerleştirmelerde aile hekimleri tarafından tercih edilmeyip birim boş kalmaktadır. Üstelik açılan sanal ASM’lerden tek AHB olan bile söz konusudur.

 

22-         Özürlü Kişilere Yönelik Sağlık Hizmetlerinin Sunumu İçin Hazırlıktaki Aksaklıklar:

01.05.2005 tarihli ve 5378 sayılı Kanun gereği ”Özürlü Kişilere Yönelik Sağlık Hizmetlerinin Sunumuna” ilişkin ve 07.12.2010 tarihli ve ayrıca 2010/79 sayılı Özürlü Kişilere Yönelik Sağlık Hizmetlerinin Sunumuna İlişkin Genelgeler yayınlanmış, özürlü bireylere sağlık hizmeti sunan tüm kuruluşlarımızda belirtilen hususlar çerçevesinde her türlü tedbirin alınması talimatı verilmişti ve 20 Temmuz 2013 Cumartesi tarihli 28713 sayılı Resmî Gazete ’de çıkan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından ERİŞİLEBİLİRLİK İZLEME VE DENETLEME YÖNETMELİĞİ “MADDE 17 – (1) Komisyon yaptığı izleme ve denetleme sonucunda, talep üzerine veya resen ilgili belediye ve kamu kurum ve kuruluşları ile umuma açık hizmet veren her türlü yapı ve açık alan malikleri ile toplu taşıma araçlarının sahiplerine eksikleri tamamlaması için 7/7/2015 tarihine kadar uygun ek süre verebilir.” hükmü ile süre verilmiştir. Genelge gereği Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafından hazırlanan “Sağlık Kurumlarında Özürlü Bireyler İçin Ulaşılabilirlik Temel Bilgiler Rehberi” doğrultusunda Aile Sağlığı Merkezlerimizin bakım, onarım ve tadilatının yapılması gereklidir. Kamuya ait taşınmazlar, kamuya ait olmayan belediye binası ve vakıf binası olan ASM ve asıl önemlisi sanal ASM’lerin de bu yasa çerçevesinde HSM tarafından yapılması uygun olacaktır.

 

23-         6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’ndaki İstenilenlerin HSM’ler Tarafından Yerine Getirilmelidir:

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Özellikle İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun Yürürlük tarihlerini gösteren 38. maddesinin 1. fıkrasının a) bendinde, aynı kanunun 6. ve 7. maddelerinde belirtilen, mesleki risklerin önlenmesi ve bu risklerden korunmasına yönelik çalışmaları kapsayacak iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sunulması için işverenin, çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, iş yeri hekimi ve diğer sağlık personelini görevlendirmesi, bu niteliklere sahip personel bulunmaması durumunda ise bu hizmetlerin tamamını veya bir kısmını ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet satın alma yoluyla temin edebileceği belirtilmektedir.

Temel Sağlık Hizmetlerinin 09.06.2011 tarihli ve 19311 sayılı mülga yazısı ve THSK 31.01.2014 tarih 2014.5679.8910 sayılı yazısından da anlaşılacağı üzere; Aile Sağlığı Merkezleri kamu hizmeti veren birinci basamak resmi sağlık kuruluşu olduğu ve Aile Sağlığı Merkezlerinde çalıştırılan personeller açısından 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun ilgili maddeleri gereği yerine getirilmesi gereken Personel Eğitimlerinin, Risk Analizleri ve Acil Eylem Planları ve yapılması istenen işlemlerin Halk Sağlığı Müdürlüklerine bağlı faaliyet gösteren Ortak Sağlık ve Güvenlik birimlerince verilmesi uygun olacaktır.

 

24-         Aile Sağlığı Merkezlerindeki Tıbbi ve Tıbbi Olmayan Demirbaş Kiralanması veya Satılması İşlemlerinde Belirsizlik ve Bedellerin Yüksek Olması:

Aile Hekimlerine aile sağlığı merkezlerindeki tıbbi ve tıbbi olmayan demirbaş kiralanması veya satılması işlemlerinde belirsizlikten dolayı her ilde farklı uygulamalar olmaktadır. İl içinde bile aile sağlığı merkezlerinin birbirleri arasındaki kira bedellerinde olduğu gibi burada da dengesizlikler söz konusudur.

Aile Hekimlerine aile sağlığı merkezlerindeki tıbbi ve tıbbi olmayan demirbaş kiralanması işlemlerinde tüm ülke çapında uygulama birliğinin sağlanması için bu malzemeler kamu yararına sağlanan hizmetlerde kullanıldığından bedel alınmaması veya ücretlerin sembolik rakamlar olarak belirlenmesi uygun olacaktır.

 

25-         Aile Hekimliği Birimi Sınıflandırma Kriterlerinin Tekrar Gözden Geçirilmesi:

Aile Hekimliği Birimi sınıflandırmanın kaldırılması veya kriterlerinin tekrar gözden geçirilmesi, hesaplama modelinin değiştirilmesi gerekmektedir. Örneğin esnek mesai ayarlamasında A-B-C sınıflaması yapılırken eğer 2 Aile Hekimi varsa da aynı uygulamalar yapılmakta, 10 Aile Hekimi varsa da aynı kriterler aranmaktadır. Ayrıca gezici hizmet veren 2 Aile Hekimi olan Aile Sağlığı Merkezinde esnek mesai uygulaması yapılması istenmektedir. Bu şekildeki esnek mesai anlayışına göre, Aile Sağlığı Merkezinin aylık en az 14 saat fazladan çalışması, açık kalması demek esnek mesai değil fazla mesai demektir.

Sınıflandırma işlemlerindeki kriterlerin Aile Sağlığı Merkezinde görev yapan Aile Hekimi sayısı dikkate alarak düzenlenmesinin ve 2 Aile Hekimi için ayrı, 3 Aile Hekimi için ayrı, 4 Aile Hekimi için ayrı, 5 ve üzeri Aile Hekimi için ayrı kriterler olmasının uygun olacaktır.

 

26-         Esnek Mesai ve Haftalık Çalışma Programına HSM Dayatması:

Aile Hekiminin kendi çalışma koşullarına uygun olarak belirlediği ve düzenlediği haftalık çalışma programını ve esnek mesai listesini HSM tamamen ret etmekte ve kendi belirlediği düzeni olmasını dayatmaktadır. Her gün her saat poliklinik hizmeti şeklinde bir uygulamayı istemekteler. Esnek mesai uygulayan ASM denetimleri esnasında eğer esnek mesaisine göre ASM’de bulunmayan personel için bile tutanak tutularak işlem yapılmaktadır.

 

27-         ASM Güvenlik Sorunları:

Aile Sağlığı Merkezindeki hasta yoğunluğunun artmış olması ve esnek mesai uygulaması nedeniyle güvenlik yetersizliğini gündeme getirmiştir.

Aile Sağlığı Merkezinde güvenlik hizmetlerinin karşılanması gerekmektedir. Bu durum, Sağlık Bakanlığı tarafından güvenlik elemanı atamasıyla veya Aile Hekimlerine ödenen cari gider ödenekleriyle (cari gider ödenek miktarı artırılarak) yapılan hizmet alımıyla sağlanabilecektir.

 

28-         HSM ve TSM Çalışanlarının Mesailerine Uymamaları:

HSM ve TSM çalışanları kendi mesailerine çoğunlukla uymamaktadırlar. Örneğin aşı transferi işini aile hekimleri yaptığı için TSM’ye aşı almaya sabah saat 08.00 gibi gidildiği halde kimse bulunamamakta ve saat 09.00’dan önce çalışanların çoğunun gelmediği gözlemlenmektedir. Dolayısıyla beklemek zorunda kalınmaktadır.

 

29-         ASM’lere Gönderilecek Yazılı Evrakların Dağıtımındaki Sorunlar:

ASM’lere getirilmesi gereken evrakların HSM ve TSM’ye gelerek alınması istenmektedir. Manidardır ki, kişilerden istenen savunmalar kargo tarafından yollanmaktadır.

 

30-         Sağlıkta Şiddet:

Son zamanlarda aile hekimlerine karşı artmakta olan şiddet olaylarının en önemli nedenlerinin halkın aile hekimliği uygulaması hakkında bilgisinin olmaması ve hekimden görevi dışında isteklerde bulunması olduğu görülmektedir. Sağlık Bakanlığı halkı bu yönde uyarmalı, bilgilendirmeli ve davaların takipçisi olmalıdır.

Temelinde iletişimsizlik olan doktora şiddet konusunda Sağlık Bakanlığı halkı bilgilendirmek için uyguladığı reklam kampanyalarını özenle seçmeli, bu konuda sağlık sektöründe bulunan derneklerden ve vakıflardan faydalanmalıdır.

 

31-         Aile Sağlığı Elemanlarına “Eleman” Unvanının Kullanılması:

Ebe-Hemşire-ATT-Sağlık Memuru vs. olarak mezun olunan meslek grubu olarak vasıfsızmış gibi değerlendirilecek “Eleman’’ unvanının kullanılması üzüntü yaratmış ve benimsenmemiştir.

 

32-         HSM’nin Temin Etmesi Gereken Malzemelerin Eksikliği veya Yokluğu:

HSM’nin temin etmesi gereken malzemelerin genelde yokluğu nedeniyle vatandaş mağdur olmakta ve çoğu kez malzemeler aile hekimleri tarafından temin edilmektedir. HSM’ye bağlı Merkez Laboratuvarında yapılan tetkikler için kullanılan sarf malzemeleri, aile planlaması malzemelerinin eksikliği çalışanla vatandaşı zor durumda bırakmaktadır.

 

33-         Mobil Hizmet Veren Birimlerin Sorunları:

Mobil hizmet vererek elde edilen katsayıların yeniden ele alınması gerekmektedir.

 

34-         Banka Maaş Sözleşmesinde Gecikme:

Banka maaş sözleşmesi yapılmasına rağmen bugün itibarıyla maaş hesapları ve ilgili bankamatik kartlarından henüz haber olmaması nedeniyle 15 Şubat’ta maaşların nasıl alınacağı konusunda belirsizlik devam etmektedir.

 

35-         Suriye Uyruklu Kişilerle İlgili Sorunlar:

Suriye uyruklu kişilerin koruyucu sağlık hizmetleri verilmektedir. Ancak poliklinik hizmetlerini suiistimal ettikleri görülmektedir.                            

                                                              

 

07.02.2014    

Dr. G. Serdar TOLAY

GAHD Gaziantep Aile Hekimliği Derneği

Yönetim Kurulu Başkanı                 

 

 



Haberin Ekleri: